Kabızlık ve Nedenleri

Kabızlık ve Nedenleri

Kabızlık kesinlikle bir hastalık değildir. Bir belirtidir. Barsak fonksiyonlarını etkileyen herhangi bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkar.

Normal barsak fonksiyonları olan insanlar günde 3 defadan  haftada 3 defaya kadar dışkılarlar.

2005 yılında Amerikan Gastroenteroloji Derneği’nin belirlediği Roma III krtiterlerine göre 3 aydan uzun bir süredir:

  • Dışkılama sırasında çok ıkınma gereği duyuyorsanız,
  • Sert ve büyük dışkılıyorsanız,
  • Zorlanma hissediyorsanız,
  • Dışkılama sonrası tam boşalamama hissi oluyorsa,
  • Parmak yardımı gerekiyorsa,
  • Laksatif (Müsil) kullanmadan dışkılayamıyorsanız,
  • Haftada 2 defadan az dışkılıyorsanız kabızlık sebebinizin tıbbi olarak araştırılması gerekir.

Yukarıdaki kriterlerden bağımsız olarak barsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkı çapında incelme veya kanlı dışkılama, dışkılama sırasında karın ağrısı olması durumunda mutlaka doktorunuza görünmelisiniz.“Kabızlığın Neden Olduğu Rahatsızlıklar” Kabızlık kronikleştiği (Uzun süre varolduğunda) takdirde birçok rahatsızlığın da nedeni olur.

Lokal Rahatsızlıklar

  • Basur (hemoroid)
  • Anal bölgede çatlak (Anal Fissür)
  • Rektit (kalın barsağın son kısmının tahrişi)
  • Rektal prolapsus ( Kalın barsak iç yüzeyinin dışarı doğru sarkması)
  • Kadınlarda idrar kaçırma

Sistemik Rahatsızlıklar

  • Depresyon
  • Beslenme yetersizlikleri
  • Vitamin eksiklikleri
  • Kişilik bozuklukları
  • Kronik yorgunluk
  • Uyku bozuklukları

kabizlik

“Bağırsak Florası nedir?”

Sindirim sistemi, cildimizden sonra dış etkenlere en çok maruz kalan sistemimizdir. Bu dış etkenleri karşılamak ve vücudumuzu negatif yönde etkilemelerini önlemek amacıyla barsaklarımızın iç yüzeylerinin (mukoza) kendi savunma mekanizmaları (İmmün sistem) vardır. Bu savunma mekanizmasının devamlı ve düzgün çalışabilmesi için doğru ve dost bakteriler (flora) tarafından sürekli olarak uyarılması gerekmektedir. Barsaklar doğumda sterildir.  Bu nedenle sindirim sisteminin savunma mekanizması işlev görmez. Hayatın ilk günlerinde ve haftalarında besinlerin sindirimine ve vücudun birçok fonksiyonuna  yardımcı olacak dost bakteriler sindirim sistemine (ağızdan anüse kadar) yerleşirler. Barsakların immün sistemlerini uyararak çalışmasını sağlarlar. İşte bu dost bakterilere flora denir. Floranın oluşması genellikle hayatın 3.-4. haftasında tamamlanır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde daha faydalı olan bakteriler (Bifidobacteria) florada baskın olurlar.

Barsak florasında saptanan başlıca bakteriler kabaca 3 gruba bölünebilir:

1- Laktik asit bakterileri: Bifidobacterium, Lactobacillus ve Streptococcus (Enterococcuslar dahil),

2- Anaerobik bakteriler: Bacteroidaceae, kıvrık basiller, Eubacterium, Peptococcaceae, Veillonella, Megasphaera, Gemmiger,Clostridium ve Treponema,

3- Aerobik bakteriler: Enterobacteriaceae, Staphylococcus, Bacillus, Corynebacterium, Pseudomonas ve mantarlar.

Bunlardan yararlı etkileri olan ve probiyotik olarak kullanılanlar laktik asit bakterileridir.

Sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesi için bu bakteriler arasında belirli bir dengenin olması, bu dengenin yararlı bakteriler aleyhine bozulmaması gereklidir.

Barsak florası ne işe yarar?

Ana işlevlerini başlıca 3 grup altında toplayabiliriz;

1- Metabolik:

a-Sindirilemeyen besinlerden (lifli gıdalar) enerji elde etmek

b-Vücuda yararlı olan kısa zincirli yağ asitlerinin sentezi

c-Vitamin K ve B üretimi

d-İyonların emilimi

2- Trofik:

a-Epitel hücrelerin çoğalmasının ve farklılaşmasının kontrolü,

b-İmmün sistemin gelişmesi ve dengesi,

3- Koruyucu: Patojenlere karşı koruma (bariyer etkisi)

a-Reseptörlere bağlanmak için zararlı mikroorganizmalarla yarışma

b-Besin icin zararlı mikroorganizmalarla yarışma

c-Zararlı bakterileri öldüren antimikrobiyal maddelerin üretilmesi

d-Vücudun savunma sisteminin uyarılması ve sağlıklı bir immün sistemin gelişmesi

Floranın dengesi düzensiz beslenme, uygun olmayan uzun süre antibiyotik kullanımı, inflamatuar barsak hastalıkları, kabızlık nedeniyle sürekli sinameki otu veya laksatiflerin kullanılması, detoks amacıyla sık sık barsak yıkayıcı ilaçların kullanılması ve besin alerjisi durumlarında bozulur.

Bu değerli yaşamsal dengenin bozulması durumlarında yukarıda saydığımız bütün işlevler aksar. Kişi ishal olur veya kabızlık çeker. Beslenme yetersizliği gelişir. Vücutta bir çok besine ve maddeye karşı alerjiler gelişir. Zararlı mikroorganizmalar kontrolsüz çoğalarak kronik enfeksiyonlara yol açarlar. Vücut direnci azalır. Yararlı bakterilerin bariyer (zararlı bakterilerin ve zehirlerinin kana ve dokuya geçişini engelleyen) etkisi ortadan kalkınca vücutta bütün sistemleri etkileyen bozukluklar gelişir.

kabizlik (2)

Kabızlığa Yol Açan Sebepler

  • Diyet alışkanlığının değişmesi
  • Aşırı egzersiz yapmak
  • Sık seyahat etmek
  • Tuvalet hissinin ertelenmesi
  • Aşırı stres
  • Liften fakir beslenme ve yetersiz sıvı alma
  • Kalsiyum ve Demir ilaçları kullanma
  • Bazı ilaçlar: Kodeinli ağrı kesiciler , diüretikler , antidepresanlar , bazı antiasitler
  • Hamilelik veya yeni doğum yapmış olmak
  • Kalın Barsak Hastalıkları:

-İrritable barsak sendromu: Barsak kaslarını kontrol eden sinirlerin fonksiyon bozukluğu.

-Kalın barsak kanseri

-Divertikülit

-Crohn ve Ülseratif kolit hastalıkları

-Devamlı laksatif kullanımı

-Pelvik taban hasarı

-Anal hastalıklar

  • Nörolojik Hastalıklar: Multiple skleroz , Parkinson , Felç , omurilik yaralanması
  • Bazı sistemik hastalıklar: Amiloidoz , Lupus , Skleroderma
  • Şeker Hastalığı ve Hipotiroidi
  • Geçirilen bir ameliyata bağlı gelişen yapışıklıklar
  • Anüs çevresi kaslarda yapısal ve fonksiyonel bozukluklar
  • Barsakların , rektumun ve anüsün sinirlerinde harabiyet olması.

Kabızlığı önlemek ve normal barsak fonksiyonlarını devam ettirebilmek için yapılması gerekenler:

  • Bol miktarda su ve lifli besinler tüketmelisiniz:

Lif , besinlerin barsakta çok az çözünen veya hiç çözünmeyen (emilmeyen) kısımlarıdır. Genelde taze sebze meyveler ve tahıllarda bulunur. Bu çözünmeyen kısımlar kalın barsakta hacim yaratırlar ve su tutarlar. Böylece hacimli ve yumuşak dışkı oluşturarak barsak hareketlerini ve dışkılamayı düzenlerler. Lifli besinlerin barsakta kolayca hareket edebilmeleri için yeterli suya ihtiyaçları vardır. Kendi bünyelerinde su ihtiva ederler, ancak bu su çoğu zaman yeterli değildir. Bu nedenle lifli besinlerle birlikte bol miktarda su içmeniz gerekir.

kabizlik (3)

  • Stres yönetimi yapmalısınız:

Vücudumuzda sempatik ve parasempatik sinir sistemi vardır. Barsak hareketleri ve salgıları parasempatik sinir sisteminin hakimiyetindedir. Bu sistem barsak hareketlerini, sindirim salgılarını artırır ve dışkılamayı sağlar. Aşırı stresli ve endişeli durumlarda vücutta sempatik sinir sistemi hakim olduğundan bu işlemler azalır. Parasempatik sinir sistemi vücudun en sakin ve huzurlu olduğu dönemlerde aktiftir. Bu nedenle ruhunuzu ve vücudunuzu sakinleştirici aktiviteleri (küçük egzersizler, doğru nefes alma , müzik dinleme vb.) gün içinde uygulayarak stres yönetimi yapabilirsiniz.

  • Aşırı yorucu egzersizler yerine keyifli ve sakinleştirici egzersizler yapmalısınız:

Kişiyi çok yoran, fazla enerji harcatan sporlar aşırı su kaybına ve strese yol açarlar. Bu durum barsak hareketlerinde yavaşlamaya ve kabızlığa yol açar. Yorucu egzersizler yapmayı seviyorsanız aralarda mutlaka düzenli olarak suyunuzu içmelisiniz.

  • Seyahatlerinizde dikkatli olun:

Seyahat eden kişilerde en sık görülen sağlık sorunu kabızlıktır. Bunun nedeni beslenme ve tuvalet alışkanlığının psikolojik, bölgesel ve hijyenik nedenlerden dolayı değişmesidir. Bu durumu önlemek için gittiğiniz bölgede meyve-sebze-su tüketin, biyolojik saatinize göre tuvaletinizi yapmaya devam edin, tuvalet için gerekli hijyenik araçlarınızı yanınızda bulundurun veya bulunduğunuz yerde bu düzeni oluşturmaya çalışın.

  • Normal tuvalet alışkanlığınızı düzenleyin ve bozmamaya çalışın

Normal tuvalet alışkanlığı ideal olarak her sabah kahvaltıdan sonra tuvaletini yapmaktır. Neden sabah? Çünkü sabah midenize lokmalar ulaştıktan sonra barsak hareketleri refleks olarak artar. Bunun adı Gastrokolik Refleks’tir. Gastrokolik refleks her yemekten sonra görülür, ancak en etkili olarak sabah kahvaltısında görülür. Bu refleks sayesinde dışkılama daha kolay olur.

Sağlıkla Kalın

Op. Dr. Hakan Akıncı

Yorumlar

Bir yorum yazınız